| Çok Okunanlar |
|
| Çok Yorumlananlar |
|
|
|
Pratik olması açısından adet düzensizliğini kadın hayatının farklı evrelerinde incelemekte fayda vardır. |
|
|
Pratik olması açısından adet düzensizliğini kadın
hayatının farklı evrelerinde incelemekte fayda vardır. Bu amaçla kadın
hayatını çocukluk, ergenlik, doğurganlık, premenopoz (menopoz öncesi)
ve menopoz olarak ayırmakta ve düzensiz kanamaları bu şekilde
incelemekte fayda vardır:
Çocukluk çağı
Çocukluk çağı doğumdan ilk adet görülene kadar geçen zamandır. İlk
adet kanaması ortalama 12 yaşında görülür. İlk adetin 9 yaşından önce
görülmesi durumunda hormonal bir bozukluk sözkonusu olabileceği gibi,
16 yaşına kadar gerçekleşmemesi durumunda hormonal bir bozukluk dışında
yapısal bazı kusurlar da (kızlık zarının tam kapalı olması ve kanın
akmasına izin vermemesi, genital organların olmaması gibi) sözkonusu
olabileceğinden mutlaka jinekolojik değerlendirme gerekir.
Ergenlik dönemi
İlk adetin görülmesiyle birlikte genç kadınlığa ilk adım atılır.
Ancak hormonal sistemin olgunlaşması iki yıl gibi bir sürede
tamamlandığından siklusların bir kısmı ovulasyon (yumurtlama) olmadan
gerçekleşir. Bu yüzden ergenlik döneminde adet gecikmelerine ve/veya
adetlerin normalden uzun sürmesine sık rastlanır. Bu dönemdeki bir genç
kızın 6 ay boyunca adet görmemesi ve/veya gördüğü kanamaların normalden
fazla olduğunun düşünülmesi durumunda jinekolojik değerlendirme
gerekir.
Doğurganlık dönemi
Ergenlik döneminin belli bir aşamasından itibaren adetler düzenli
hale gelir ve siklusların tümünde ovulasyon (yumurtlama) olur. Bu dönem
kadının gebe kalabileceği dönemdir ve menopoza kadar devam eder.
Bu dönemde en sık görülen adet düzensizlikleri gecikmeler, ara
kanamalar, adetin fazla olması ve uzun sürmesi ya da az olması ve kısa
sürmesi şeklinde olur.
Gecikmeler: Doğurganlık döneminde de adet gecikmelerine sık
rastlanır. Aktif cinsel yaşamı olan ve etkin bir korunma yöntemi
kullanmayan kadında görülen adet gecikmelerinin en muhtemel nedeni
gebeliktir. İkinci muhtemel neden de herhangi bir şekilde o siklusta
ovulasyon (yumurtlama) olmaması ve bu nedenle "dökülmenin"
gecikmesidir. Düzenli adet gören bir kadında beklenmedik bir şekilde
ortaya çıkan gecikmenin nedeni ise stres, mevsimsel değişiklikler,
mekan değişiklikleri olabilir. Bir kadında senede bir kez adet
gecikmesi olması ileri inceleme gerektiren bir durum değildir. Ancak
adet gecikmesi senede bir kereden çok oluyorsa ve/veya gecikmelerden
biri 6 aydan daha uzun sürüyorsa hormonal tetkik yapılması gerekir.
Adet gecikmesinin diğer önemli nedenleri arasında aylık ya da üç
aylık korunma iğneleri ya da kola uygulanan hormon çubuklarının içinde
bulunan hormonların yanetkileri sayılabilir.
Ara kanamalar: Doğurganlık döneminde sık görülen diğer bir adet
düzensizliğidir. En muhtemel neden serviksteki enfeksiyonlardır. Diğer
muhtemel nedenler miyomlar (uterusta bulunan selim tabiatlı urlar) ve
serviks polipleridir (polipler de selim tabiatlı oluşumlardır). Spiral
kullanımı, doğum kontrol hapı kullanımı, aylık, üçaylık iğneler ve kola
uygulanan çubuklar da lekelenme tarzında ara kanamalara neden
olabilirler.
Adetin fazla olması: En muhtemel neden yumurtlama olmadan
gerçekleşen siklustur. Diğer nedenler spiral kullanımı, aylık, üçaylık
iğneler ve kola uygulanan çubuklardır. Farkında olunmayan gebeliğin
düşükle sonuçlanması da yanlışlıkla adet kanaması sanılabilir.
Adetin az olması: Adet döneminde görülen kanama miktarı yaşla
birlikte azalma eğilimi gösterir. Doğum kontrol hapı kullanımı da adet
kanamasını önemli ölçülerde azaltır. Sorunlu seyreden kürtajlar sonrası
endometriumda (rahim iç tabakasında) ortaya çıkan yapışıklıklar da az
adet görülmesine ileri derecede yapışıklıklarda hiç adet görememeye
neden olabilir. Şüpheli durumlarda "Üstüne görme" yani gebelikte ortaya
çıkan kanamayı adet kanaması sanma yönünden gerekli incelemeler de
mutlaka yapılmalıdır.
Sık adet görme: En muhtemel neden hormonal dengesizliktir.
Arakanamalar sıklıkla adet kanaması ile karıştıklarından ara
kanamaların muhtemel nedenleri burada da sözkonusu olabilir.
Tüm bunlara ek olarak her türlü normalden fazla kanama durumunda
vücudun kanamayı durdurma ve kanı pıhtılaştırma mekanizmalarındaki
muhtemel bir bozukluk mutlaka akla gelmelidir. Bu özellikle ergenlik
döneminde olan ve tüm kanamaları bir "faciaya" dönüşen kızlarda
muhtemel neden olabilir ve araştırılmalıdır.
Adet düzensizliklerinde ne gibi incelemeler yapılır?
Normalden sapma olan her kanama mutlaka doktor muayenesi
gerektiren bir durumdur. Doktor incelemesinde yapılacak olan işlemler
komple jinekolojik muayene, ultrason, papsmear ve doğurganlık çağında
olanlarda gebelik testi şeklinde olacaktır. Bu incelemeler normaldışı
kanamaların yaklaşık %80´inin aydınlatılması için yeterli olur. Ek
olarak bazı özel durumlarda hormonal tetkikler (özellikle sürekli
gecikmesi olanlar, gecikmesi 6 aydan daha uzun sürenler, beraberinde
tüylenme, şişmanlama, gebe kalamama şikayeti olanlar gibi), biyopsi
işlemleri (ara kanaması olmakla birlikte kanser ya da kanser öncesi
lezyon şüphesi olanlar, 35 yaşın üstündeki tüm normaldışı kanamalar,
menopozda kanama) de adet düzensizliği olan kadınlarda uygulanan ileri
tetkiklerdir.
Nasıl tedavi edilir?
Tanı koyma esnasında yapılan incelemeler şu sorulara cevap
ararlar: gebelik varmıdır?; tedavi edilmesi gereken hormonal
dengesizlik varmıdır?; cerrahi yolla uzaklaştırılması gereken kanser
öncüsü lezyon ya da kanser varmıdır? Bu üç durum da saptanmamışsa bu
durumda en muhtemel neden enfeksiyondur ve antibiyotik tedavisi
verilir. Tedaviye rağmen devam eden kanamalarda incelemelerin tekrar
edilmesi gerekebilir.
Jinekolojik muayene ve ultrasonda saptanan bulgulara ek olarak
idrar veya kanda yapılan gebelik testleriyle gebelik tanısı
kesinleştirilir. Gebelik olduğunda da sıklıkla düşük tehdidi, düşük ya
da dış gebelik sözkonusudur ve bu durumlar usulüne uygun olarak tedavi
edilir.
Hormonal dengesizlik çoğunlukla yumurtlama olmaması şeklindedir.
Bu durumun tedavi edilmesi önemlidir zira endometrium tabakasının
progesteron salgısı olmaksızın kalınlaşması dokuda kanser öncüsü lezyon
(oluşum) ve daha ileri durumlarda kanser gelişimine neden olabilir.
Tedavi için çocuk isteği olanlara yumurtlamanın tekrar sağlanması,
çocuk isteği olmayanlara ise eksik olan progesteron hormonunun takviye
edilmesi için tedavi verilir.
Servikste polip ( rahim ağzı selim tabiatlı oluşum ),
endometriumda polip ( rahim iç tabakası selim tabiatlı oluşum ) ya da
diğer kanamaya yolaçacak kitleler (miyom gibi) varsa kanamayı kontrol
altına almak için sıklıkla cerrahi müdahale gerekir. Bu müdahale polip
durumlarında basit olarak polipin çıkarılması şeklinde olabileceği gibi
büyük miyomlarda (rahimde bulunan selim tabiatlı urlar ) uterusun
çıkarılması şeklinde de olabilir.
Kanser öncüsü lezyon ya da kanser saptandığında ise odak kesinlikle saptandıktan sonra usulüne uygun tedavi yapılır .
|
|
|
| Günün Resmi |
| |